Türkiye'de Shotgun Rules'un ilk roportajını yapmış bulunmaktayım, umarım beklediğim gibi daha iyi yerlere gelirler de, bu röportaj daha önemli hale gelir.
- Selamlar, öncelikle Türkiye'ye ve Türk Dinleyicisine kendinizi tanıtır mısınız?
- Selam Türkiye. Biz Shotgun Rules - London, Ontario, Kanada'lı beş kişilik bir grup. Müzik yapıyor ve sahneye çıkıyoruz. Fakat hepsinden çok yemek yemeyi seviyoruz!
- "Shotgun Rules"un anlamı nedir?
- Aslında bu çok uzun bir hikaye , şimdi girmek istemiyorum. Sadece şunu söyleyeyim, bu hikayenin içinde bir sürü mum, üstsüz dansçı, esmer şeker ve hayatımın en güzel Salı gecesi var.
- Hikayeniz aslında 80'lerde meşhur olan gruplara benziyor, konserler ver, demo yap, daha çok konser ver, albüm yap daha çok konser ve bir fan base'in oluşsun ve sonrasında meşhur ol. Şimdi birçok grubun yaşadığı gibi bunlarsız breakthrough yapamamanızın sebebi nedir?
- Sahneye çıkmayı çok seviyoruz! Gerçekten işi aslı bu. Demek istediğim, başka yollar deneyip mesela Myspace ya da diğer online imkanları kullanabilir ve kendimizi en üst sıralara çıkarabilirdik. Ama bu işi eski usul yapmayı seviyoruz ve yaptığımız iş için çok çalışıyoruz
- Albümünüzü kendiniz mi çıkardınız, yoksa bağımsız bir plak şirketinden mi? Bununla ilgili detaylı bir bilgi bulamadım.
- Şu ana kadar herşeyi kendimiz yaptık
- Review'larda otoriteler sizi birçok türe sokuyor, bende bir şarkınızı dinlerken Iron Maiden'a ne kadar çok benziyor derken, diğerinde Deftones etkileri görebiliyorum. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
- Sigur Ros'dan Pantera'ya kadar etkilendiğimiz onlarca grup var. Fakat ben Rock'a bağlı kalmak durumundayım. Gerçekten teknik bir tanım istiyorsan, "face melting" Rock diyebilirsin.
- Mp3'ler, gelişen müzik vs. hakkında uzunca bir süredir çok büyük bir tartışma var. Albümden belki para kazanamıyorsunuz ama mp3 ve bu gelişen teknolojiler olmasaydı belki şu an bu roportajı yapamıyor olacaktık. Bu konu hakkında görüşlerinizi alabilir miyim?
- Bence müziğini dünyaya tanıtabilmek adına bu harika bir yol, ki biz sanatçıların yapmak istediği de bu. Müziğimizi yer farkı olmaksızın herkes için ulaşılabilir kılmak. Tabi bunun müzik piyasasına verdiği zararların da farkındayız. Bu piyasa sürekli değişien ve gelişen bir piyasa, ilerki yıllarda bu işlerin nasıl yürüdüğüne dair büyük değişiklikler göreceğiz.
- Grup adına bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
- Her yere turneye çıkmak! Gerçekten de anavatanımız dışına turneye çıkmak ve canlı müziğimizi yeni kitlelere duyurmak istiyoruz.
- Kanadalı olmanın müziğiniz ve şu anki durumunuz açısından avantajı veya dezavantajı var mı size göre?
- Dürüst olmak gerekirse, her ikisi de. Dünyanın en büyük pazarlarından olan ABD'ye çok yakınız, bu da, misal Türkiye'deki bir sanatçıya nazaran, kendimizi göstermemiz adına hali hazırda daha kolay.
- Albümünüzün adı, "Fugitives And Refugees". Yakın zamanda Kanada'da ölen Polonyalı göçmen ve genel olarak Kanada'daki göçmenler hakkında düşünceleriniz nelerdir?
- Kanada'daki Polonyalı göçmenin dahil olduğu olay bir trajediydi. Göçmen ya da değil, çok talihsiz bir olaydı. Bizi biz yapan, insanların Kanada'ya girebilmeleridir. Kanada çok kültürlü bir ülke ve bence ülkemin en güzel yanlarından biri bu.
Not: Kanada havaalanında kısa bir süre önce, ülkeye giriş yapmakta olan Robert Dziekanski, polisin kullandığı "taser" tabancasıyla öldürüldü. Giriş işlemleri, 10 saat sürdüğü için sinirlenen Dziekanski'yi sakinleştirmek için bu yönteme başvuruldu. Videoyu şurdan indirebilirsiniz
- Albümünüzün adı aynı zamanda Chuck Palahniuk'un bir kitabının da adı. Bu bir ithaf mı yoksa tesadüf mü?
- Kesinlikle ithaf. Hepimizin onun büyük fanlarıyız.
- Son sözleriniz lütfen?
- Birbirinize dikkat edin ve lütfen gezegeni canlı ve iyi halde tutacak herşeyi yapın.
Röportaj çevirisi: Selcen Kalender
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder